Atıyorum tarihi, açıyorum yepyeni bir sayfa. İyi, kötü çiziyorum geçmişi. Başlıyorum bugün yeniden hayata. Öyle bir fırsat ki ele geçen, geçmişe sünger çekip baştan başlamayı...
Buyrun kürkçü dükkanı. Kusura bakmayın, istediğiniz sevdadan kalmadı. Zamanında çok aramıştık sizi ama cevap alamadık. Elimizde size göre yürekte kalmadı. Malum bünyemizin yeni prensibi, artık...
En son yazımı doğum günümde yazmışım, 13 temmuz 2010. Çok geçmiş üstünden, arada o kadar çok şey yaşamışım ki, düşünüyorum da o 6 aya o...
Bundan 21 sene önceymiş.Zamanı gelmiş bu kulun da dünyaya gelmek için. Her sene bir yaş getirmiş, sayı değil sadece çok şey öğretmiş seneler. Bu kadar...
Bir çok kez tanıtımıyla karşılaşıp bende okuma isteği uyandıran kitaba başlangıç yapmamla, içimde bir yerlerde uyuyan tarih merakım yeniden canlandı. Kitaptan elbette ayrıca bahsedicez...
Unut, diyorsun... Söz deneyeceğim, Mesela nerden başlamalı seni unutmaya, Beraber dinlediğimiz şarkıları dinlemesem, Beraber gittiğimiz yerlere bir daha gitmesem, El ele tutuşan çiftleri görünce gözlerimi kapatsam, Deniz kenarından geçerken...
Gitti yağmur, o gitti. Bir sürü sebep söyledi ama dinlemek gelmedi içimden hiçbirini. Hiçbir sebep ayıramazdı hani bizi. Ebediyen birlikteydik hani. Gönlümüz de...
İstemekle olmuyor bu işler. Susamadan su içmek, acıkmadan yemek yemek gibi. Zor geliyor insana. Zaman bulamamak da değil mesele. İnsanoğlu isteyince tüm zamanını olmadık işlere...
Başlık biraz garip oldu galiba. Ama anlatıcaklarımdan sonra bir çoğunuzun bana hak vereceğine inanıyorum. Ve her zaman ki gibi yazımın sadece benim fikirlerimi içerdiğini belirtmek...
Yazamıyordu, ne yazdıklarını ne yaptıklarınıı bu aralar beğenmiyordu. Düşünmek bile zor geliyordu konuşmak şöyle dursun. Bakamıyordu aynalara, ürküyordu gördüğü suretten. O kadar cansız, o kadar...
Bu konuda yazmamak, konuşmamak için çok uğraştım. Artık susmanın bir faydası olmadığı kanısındayım. Türkiye müslüman bir ülke, hem de çoğu müslüman ülkeden daha çok dinine...